2017 YÜKSEK ASKERI ŞURA KARARLARI

Picture1.png

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Nasıl Yeniden Şekillendiriliyor

(Yazının özet halini okumaktasınız. Yazının uzun versiyonu için aşağıdaki linke tıklayınız)

https://15julyfacts.com/tr/2017-yuksek-askeri-sura-kararlari/

AKP Hükumeti, Erdoğan tarafından Allah’ın bir lütfu olarak tanımlanan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen ardından ülkede 3 ay süre ile Olağanüstü Hal ilan etmiş ve bugüne kadar Anayasa’ya aykırı olarak 3’er aylık dönemlerle uzatmaya devam etmiştir. Mevcut olağanüstü hal uygulamaları, Erdoğan’a (AKP hükumetinden ziyade) Türkiye’yi Anayasa Mahkemesi ya da Meclis’in herhangi bir denetimine tabi olmaksızın, Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’ler ile yönetme imkanı tanımaktadır. AKP Hükumeti, mecut olağanüstü hali yayınlanan onlarca KHK ile suistimal etmek suretiyle bugüne kadar 150.000’den fazla devlet çalışanını tasfiye etmiştir. Bunlar arasında en dikkat çeken olgu hiç şüphesiz TSK’daki tasfiye süreci olmuştur ki hali hazırda TSK’daki eğitimli, laik ve demokratik dünya görüşünü benimsemiş, insan haklarına özen gösteren ve Batı ve NATO ile ilişkilere önem veren tüm amiral ve generallerin yüzde 80’i, kurmay subayların ise yüzde 90’ı tasfiye edilmiştir.

Askerlik kurumunun politize edilmesi, orta ve uzun vadede, Atatürk’ün yüzyıl önce teşhisini ve tedavisini yaptığı hastalıkların TSK’da yeniden zuhur etmesine neden olacak ve milli güvenliği ciddi oranda zafiyete uğratacaktır.

Öte yandan yayınlanan KHK’lardan birisi ile TSK’nın geleneksel emir komuta yapısı kökten değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları daha önceden bağlısı oldukları Genelkurmay Başkanlığı emrinden alınarak doğrudan Milli Savunma Bakanlığına bağlanmıştır. Böylece atamalar da dahil olmak üzere kuvvet komutanlıkları ile ilgili her türlü idari tasarruf doğrudan sivil bir makama verilmiştir. Bu düzenleme Genelkurmay Başkanlığını sembolik bir danışmanlık rolüne indirgemekle kalmamış Silahlı Kuvvetler’deki emir komuta birliğini, planlama ve koordinasyonu ve kısaca askeri sistemin tabanını felç etmiştir. İlave olarak, TSK’daki general seviyesindeki üst düzey personel ile ilgili tüm terfi, atama ve emeklilik kararların alındığı ve askeri personelin görevden alınmasına ya da görevlerinin uzatılmasına karar verildiği Yüksek Askeri Şura (YAŞ)’nın yapısı ve çalışma şekli de çarpıcı bir şekilde değiştirilmiştir. Bu yeni yapı ile TSK’nın üst düzey personeline ilişkin kararlar alan YAŞ’ta 4 yıldızlı general amirallerden daha çok sivillere karar yetkisi verilmiştir. Yapılan bu değişiklikler ile TSK’nın Atatürk’ün kurduğu laik demokratik yapıdan uzaklaşmasının yanısıra Türkiye’de askerin politika ile içli dışlı hale gelmesine yol açması kaçınılmazdır. Askerlik kurumunun politize edilmesi, orta ve uzun vadede, Atatürk’ün yüzyıl önce teşhisini ve tedavisini yaptığı hastalıkların TSK’da yeniden zuhur etmesine neden olacak ve milli güvenliği ciddi oranda zafiyete uğratacaktır.

Nitekim 15 Temmuz sonrasındaki Milli Güvenlik Kurulu ve YAŞ kararları incelendiğinde, alınan kararların mevcut realiteye dayalı akılcı tedbirlerden ziyade Erdoğan’ın şahsi politikalarını desteklemeye matuf uygulamalar oldukları, TSK’daki atama ve terfilerin ise yeterlik ve kifayetten ziyade Erdoğan ve aşırı ulusalcı Vatan Partisi lideri Perinçek’e sadakat esasına göre yapıldığı net bir şekilde görülmektedir.

Örneğin 2016 YAŞ kararları ile Erdoğan ve AKP, TSK’nın tüm kritik emir komuta mevkilerini aşırı ulusalcı Perinçek bağlısı ve Ergenekon-Balyoz sanığı subaylara teslim ederken birçok amiral ve generali şura öncesi istifaya zorlayarak kendi tasfiyelerini kapatmıştır.

2017 YAŞ kararlarına bakıldığında ise gariplikler ilk bakışta göze çarpmaktadır. Üst düzey komuta kademesindeki mevcut boş kadrolara rağmen sadece 6 amiral ve general üst rütbelere terti ettirilmiş, üstüne üstlük Orgeneral, Korgeneral ve Tümgeneral rütbelerindeki toplam 14 amiral ve general emekliye sevkedilmiştir ki bu durum TSK’daki komuta ve kontrolü daha da zayıflatan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. TSK’nın komuta kademelerindeki bu bilinçli boş bırakmaların, Erdoğan ve Perinçek’in henüz bu makamlar için yeterli olmayan daha alt rütbelerdeki destekçileri için bekletilmiyor olmasını düşünmek herhalde saflık olacaktır. Sınırlı sayıdaki terfiler ve buna bağlı emekliye sevker sayesinde Erdoğan ve Perinçek karşıtı subayların tasfiyesi de gerçekleştirilmiş olmaktadır. Kısacası 2017 YAŞ kararları ile Silahlı Kuvvetler’de 15 Temmuz sonrası yapılan tutuklama ve tasfiyelerden geriye kalan Batı/NATO yanlısı son amiral ve generaller de sistem dışına çıkarılmıştır.

Erdoğan’ın, TSK’nın komuta kademesi terfi ve atamalarında, kim olursa olsun kendi ile müttefik bir takım ‘çete’lerin arkasını kolladığı ve bu hedefe ulaşmak için farklı taktikler uyguladığı görülmektedir.

Genel olarak son iki YAŞ kararları bir arada ele alındığında; Erdoğan’ın, TSK’nın komuta kademesi terfi ve atamalarında, kim olursa olsun kendi ile müttefik bir takım ‘çete’lerin arkasını kolladığı ve bu hedefe ulaşmak için farklı taktikler uyguladığı görülmektedir. Terfi için tek yeterli kriterin SADAT, Ergenekon-Balyoz yapılanması, Perinçek’in Rus yanlısı aşırı ulusalcı çetesi, hatta Sedat Peker Çetesi gibi grup ve yapılanmalar ile ilişki halinde olmanın, hatta hiçbir özel yetenek ve yeterliliğe sahip olmamanın yeterli olduğu dikkat çekmektedir. Demokratik değerler ya da NATO/ABD veya AB ile ilişkiler konusunda en küçük bir eğilim göstermiş olmak terfi edilmemek ya da emekliye sevkedilmek için yeterli hale gelmiştir.

Terfi için tek yeterli kriterin SADAT, Ergenekon-Balyoz yapılanması, Perinçek’in Rus yanlısı aşırı ulusalcı çetesi, hatta Sedat Peker Çetesi gibi grup ve yapılanmalar ile ilişki halinde olmanın, hatta hiçbir özel yetenek ve yeterliliğe sahip olmamanın yeterli olduğu dikkat çekmektedir.

Kısacası, TSK’nın yeni terfi ettirilen komuta kademesinin ortak özelliği olarak NATO, ABD ve AB’den ayrışmış olmaları, hatta Erdoğan’ın söylemine uyumlu olarak ülke içinde yaşanan her tür olumsuzluktan bunları sorumlu tutmalarını görmek şaşırtıcıdır. Şurası muhakkak ki TSK içerisindeki Erdoğan yanlısı fırsatçı ve politik İslamcılar, aşırı ulusalcı kanat tarafından rahatlıkla kontrol edilebileceklerdir zira bu kişiler ulusalcı akranlarına göre daha yeteneksiz ve zayıf adaylardan seçilmiştir. Müteakip dönemde bunların elenerek ulusalcı rakiplerinin terfi ettirilmesi ve TSK’nın yönetiminin aşırılıkçı bir gruba teslim edilmesi bir sürpriz olmayacaktır.

 

 

Bir Cevap Yazın