Erdoğan’ın Darbesi

15 Temmuzda ERDOĞAN Kendine Darbe Yaptı

AKP’ye, ERDOĞAN’a ve AKAR’a oldukça yakın olan Fehmi KORU, 18 Temmuz 2016 tarihinde kendi sitesinde kaleme aldığı “Devletin karşı-darbe planı vardı diyorum ve ayakta alkışlıyorum…” başlıklı yazısında olayların arka planını net şekilde ortaya koydu[1];

       “…darbe girişimine katılanların motivasyonları tek bir sebebe bağlanabilecek gibi görünmüyor; özellikle TRT ekranlarından okuttukları ‘Yurtta Sulh Konseyi’ bildirisi mercek altına alındığında, paçal bir kadro görüntüsü de alınabiliyor…

       İstihbarat zaafı mı, devletin operasyon planı mı?… Acaba? Girişimin olduğu gün MİT Müsteşarı Hakan FİDAN’a, diğer binlerce devlet memuru statüsündeki kişiyle birlikte görevden el çektirilmemişse, FİDAN furyanın dışında tutulmuşsa… Görevini fazlasıyla yapmış olmalı MİT…

       Girişimin başarıya ulaşamamasında, öncesinde toplanan istihbaratın büyük payı olduğunu, sonrasında başlatılan tasfiye girişiminde de MİT’in önceden hazırladığı listelerin kullanıldığını düşünüyorum.

       Yeme takıldılar…

       Acaba YAŞ’ta geniş tasfiye ve Cumhurbaşkanlığında bile adamları olduğuna dair dokundurmalar, ağızdan öylesine kaçırılmış cümleler değil de, tam da bu sonucu doğurmak üzere söylenmiş ortaya atılan yemler olmasın? Darbecileri Eyvah, ya şimdi ya hiçbir zaman noktasına o sözler getirmiş olabilir çünkü…

       Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbenin o gün yapılacağından öğle saatlerinde haberi olmuş… MİT’in de daha önce. Haberi erkenden olmuşsa, neden derhal Ankara veya İstanbul’a hareket etmemiş olabilir Cumhurbaşkanı? Devletin operasyon planı öyle gerektirdiği için olabilir mi?

       Kuvvet komutanlarının darbe girişiminin ilk saatlerinden itibaren ortada görünmemesi, her şey olup bittikten sonra kurtarılmaları da, yine operasyon planı gereği idiyse, hiç şaşırmam. Darbeyi planlayanlar da bunu sonradan galiba fark ettiler, ama çok geç…”

 

ERDOĞAN, YILDIRIM, Bakanlar, FİDAN, bazı AKP vekilleri, AKAR, GÜLER, Kuvvet Komutanları, DÜNDAR ile AKSAKALLI gibi yüksek rütbeli subaylar 15 Temmuz günü olacakları önceden biliyorlardı. ERDOĞAN ve FİDAN’ın önceden bildiğini, olaylar esnasında onlarla birlikte hareket eden AKAR, GÜLER ve Kuvvet Komutanlarının önceden bilmesi de doğal.

15 Temmuz olaylarından önce, çıkacak/çıkartılacak olayları manipüle etmek, kontrolleri altında tutmak ve Halkı kışkırtmak için ERDOĞAN ile asker ve sivil destekçileri gerekli bütün önlemleri aldılar. 15 Temmuz felaketi olaylar başlamadan önce kesinlikle önleyebilirlerdi. Ancak öyle yapmadılar. Olaylara kararlı, önleyici ve sert bir müdahale yapmak yerine, olayların başlamasına ve ciddi bir seviyeye ulaşmasına izin verdiler. Bu tutum, genel resimde, 15 Temmuz günü ERDOĞAN ve Ordu içindeki işbirlikçilerinin inisiyatifi ve kontrolü elde tuttuğu, göstermelik, “sınırlı bir kalkışma” ile sonuçlandı.

Ana muhalefet partisi CHP’nin başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU, olayları haklı olarak “kontrollü bir darbe” olarak nitelendirdi[2]. 15 Temmuzdaki “kontrollü darbe” incelendiğinde ortaya bir terim daha çıkıyor; Kendi Kendine Darbe (Self-coup veya Auto-golpe)[3].

“Kendi Kendine Darbe”; seçilmiş olan hükümetin yasaları çiğneyerek kendisine darbe yapması, olarak tanımlanıyor[4].

Bruce W. FARCAU “The Coup: Tactics in the Seizure of Power” (Darbe; Gücü Ele Geçirmede Taktikler) adlı kitabında, Latin Amerika kökenli bir terim olan “Autogolpe” (Self-coup) terimini;

“En Tepedeki Yöneticinin, politik sistem üzerindeki yetkilerini anayasaya aykırı şekilde genişletmek için yaptığı darbe” (Farcau, 1994:2)[5] şeklinde tanımlıyor.

Paul BROOKER, Self-coup yapan lidere, ordu içindeki işbirlikçilerin nasıl yardım ettiğini şu cümlelerle açıklıyor;

       “En sonunda popülist bir Başkanlık Rejimine ulaşmak maksadıyla, kendisine karşı darbe yaptıran Başkana Ordunun verdiği destek, Ordunun bizzat yönetime el koymasına oldukça benzer. Fakat bu durumda Ordu sadece, Başkanın kendi konumunu ve gücünü, “olayın öncesinde ve sonrasında” kötüye kullanmasına, suç ortağı olarak iştirak eder. ” (Brooker, 2014: 102)[6]

Carlson ANYANGWE, “Revolutionary Overthrow of Constitutional Orders in Africa” (Afrika’da Anayasal Düzenin İhtilal ile Devrilmesi) kitabında “Tepe yöneticinin kendine karşı yaptırdığı darbeye” (Coup by the Executive) açıklayıcı bir tanım öneriyor;

“Tepe Yöneticinin kendisine karşı yaptığı darbe yaptığı bazı durumlarda, görevde olan Hükümet, bizzat Ordu tarafından gizli veya açık bir şekilde destek verilerek ve tahrik edilerek, Anayasa’nın da ötesinde güçleri ele geçirir, mevcut Anayasal düzenin yapısını tamamen değiştirir ve mevcut rejimi farklı bir rejime doğru sürükler. Aslında gerçekleşen olay, görevdeki yönetimin, yürürlükte olan anayasal düzeni devirmesi ve yeni bir anayasal düzen getirmesidir. Bu durum bazen ‘self-coup’ (kendi kendine darbe) olarak ifade edilir. ‘Self-coup sonucunda her zaman şu eğilim ortaya çıkar: ‘Kendi kendine darbe’ yeni bir karşı darbenin veya geniş çaplı ayaklanmanın tohumlarını da atar. En sonunda ‘Kendi kendine darbe’yi yapan kişi bertaraf edilir ve önceki Anayasal düzen tekrar tesis edilir.”(Anyangwe, 2012: 48-49)[7]

[1] http://fehmikoru.com/devletin-karsi-darbe-plani-vardi-diyorum/

[2] http://theglobepost.com/2017/04/03/opposition-leader-july-15-was-a-controlled-coup/

[3] https://www.commentarymagazine.com/foreign-policy/middle-east/recep-erdogan-anti-democratic/

[4] http://www.yeminlisozluk.com/self-coup

[5] Farcau, B. W. (1994). The coup: tactics in the seizure of power. Westport, Conn: Praeger.

[6] Brooker, P. (2014). Non-democratic regimes. Basingstoke: Palgrave Macmillan.

[7] Anyangwe, C. (2012). Revolutionary Overthrow of Constitutional Orders in Africa. Mankon, Bamenda: Labngaa Research & Publishg CIG.