İstanbul

Köprüler

Boğaziçi Köprüsü 22.00 civarında bir grup asker tarafından trafiğe kapatıldı. Askerler, teslim oldukları ertesi sabah 06.40’a kadar köprüleri tek yönlü kapattılar. Basında çıkan haberlere göre köprünün ayaklarının birinin tepesinde bulunan keskin nişancı sabah saatlerine kadar ERDOĞAN taraftarı sivillere ateş etti ve birçok kişiyi öldürdü. ERDOĞAN’ın seçim kampanyalarının koordinatörü olan Erol OLÇOK ve oğlu da keskin nişancı tarafından öldürülen göstericiler arasındaydı. Basında çok fazla haber yer almasına rağmen, öldürüldüğü iddia edilen bu keskin nişancının kimliğini tuhaf bir şekilde şu ana kadar açıklanmadı. ERDOĞAN taraftarı medya 15 Temmuz sonrasında sürekli darbeci olduğu iddia edilen kişilerin kimlikleri hakkında haber yaparken, bu gizemli nişancının kimliği hakkında hiç haber yapılmadı.

Erol OLÇOK, 10 Temmuz 2016 tarihinde kendisine ait olan “Fotoğraf & Siyaset” adlı Twitter hesabından bir dizi mesaj atarak, ERDOĞAN’ın Kemalistler, Laikler ve Gülencilere yönelik yapacağı büyük bir operasyonun sinyallerini açık şekilde vermiş; bu operasyon neticesinde ERDOĞAN ile halifelik arasında hiç bir engel kalmayacağını ve Ordunun tam anlamıyla ERDOĞAN’ın kontrolüne gireceğini iddia etmişti. OLÇOK, ERDOĞAN’ın uzun zamandır tanıdığı bir isimdi ve ERDOĞAN hakkında çok fazla bilgiye sahipti. Belki de OLÇOK 15 Temmuzdaki bazı olayların görsel tasarlayıcıları arasındaydı. OLÇOK’un neden bu keskin nişancı tarafından vurulduğu da açığa çıkmış değil.

Köprüleri kapatan askerler ertesi sabah kendi istekleri ile teslim oldular.

Hava Harp Okulu ve Kuleli Askeri Lisesinden bazı askeri öğrenciler, teröre karşı önlem alındığı gerekçesi ile sokaklara ve köprüye gönderildiler. Harp Akademileri Komutanlığındaki öğrenci subaylar da Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarındaki güvenlik personeline destek vermek üzere bu bölgelere gönderildi. Hava Harp Okulu öğrencileri otobüsler ile köprüye ulaştıklarında ERDOĞAN’ın milislerinin de içinde olduğu siviller teslim askerlere karşı linç girişimini başlatmıştı. Linç sonucunda askerler ve Harbiyeliler hayatlarını kaybettiler. Şu ana kadar bu konuda bir soruşturma açılmış değil.

 

Düğün

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin ÜNAL 15 Temmuz günü Yalova’da kampta bulunan Hava Harp Okulu öğrencilerini ziyaret etti, birlikte yemek yediği Harbiyelilere hitap etti.

ÜNAL, akşam 24 havacı general ile beraber, kendisinden sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olmasına kesin gözüyle bakılan, Hava Kuvvetlerinin ikinci kıdemli komutanı Korgeneral Mehmet ŞANVER’in kızının İstanbul’daki düğünündeydi. ÜNAL, çok garip bir şekilde eşi Leyla Naile ÜNAL’ı birkaç kilometre uzaklıkta olan Fenerbahçe Orduevinde bıraktı ve gecenin ilerleyen saatlerinde baskın yapılacak düğüne getirmedi.

Düğüne eşini getirmeyen başka bir kıdemli komutan da ŞANVER’in yardımcısı Korgeneral Nihat KÖKMEN’di. KÖKMEN’in eşi Ayşenur KÖKMEN baskın yapılan bu düğüne katılmak yerine, arkadaşlarıyla birlikte Belçika ve Lüksemburg’u kapsayan geziye katılmayı tercih etti.  Ayşenur KÖKMEN, tüm ülkeye çok büyük bir travma yaşatan ve eşi Nihat KÖKMEN’in can güvenliğini de tehdit eden olayların ertesi sabahı, Türkiye’ye dönmek yerine gezisine Lüksemburg ayağı ile devam etti.

Düğüne katılmayan bir diğer üst düzey havacı komutan da Hava Korgeneral Yılmaz ÖZKAYA oldu. ÖZKAYA çok yakın arkadaşları ŞANVER ailesinin bu önemli düğününe gelmek yerine, 15 Temmuzda ERDOĞAN’ın kaldığı mekâna çok yakın, Marmaris Aksaz Askeri Tatil Tesislerinde eşiyle birlikte tatile gitmeyi tercih etti. ÖZKAYA, 15 Temmuz gecesi ERDOĞAN’a Dalaman bölgesinde en fazla yardımcı olan General oldu.

ÜNAL ilk ifadesinde, eşinin kendisini telefon ile 21.30 civarında arayarak bir havacı generalin tutuklandığını bildirdiği ana kadar hiçbir şeyden haberi olmadığını ifade etti. Ancak daha sonra yeni bir ifade verdi ve uçuş yasağının kendisine bildirildiğini kabul etti. Ancak neden doğrudan ve derhal AKAR ile bu konuyu görüşmeyerek, kendilerinden beklenen en doğan şeyi yapmadıkları konusunda şu ana kadar yorumda bulunmadı.

Orgeneral DÜNDAR, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Başbakan ve birçok diğer yetkili olaylar başlar başlamaz yerlerini değiştirdiler ve olaylara müdahale etme imkânı buldular. Ancak ÜNAL, darbe girişimini öğrenmesine rağmen, tuhaf bir şekilde, güvenliğini artırmak için yerini değiştirmeye gerek duymadı. ÜNAL, F-16’lar Ankara üzerinde alçak irtifa yüksek sürat uçuş yapmalarına 23.30’da alıkonacağı düğünün salonundan ayrılmadı. ÜNAL, yine garip şekilde, olayların başlangıcında ŞANVER’in olayları kontrol altına almak ve durdurmak için Eskişehir’e kıdemli generalleri göndermesine de engel oldu.

ÜNAL 02.00’da Akıncı’daki 4’üncü Ana Jet Üssüne götürüldü. Ancak yine tuhaf şekilde, kendi ifadesinde belirttiği üzere, alıkonulmasına rağmen cep telefonu ile darbe girişimine karşı önlemlerin alınması için emirler vermeye devam etti.[1] ÜNAL’ın, Akıncı’da karşılaştığı Ankara üzerinde uçuş yapan F-16 pilotlarını selamlaması ve onlara neşeli şekilde davranması da akıllara birçok soru işareti getiriyor.

[1] http://www.ntv.com.tr/turkiye/orgeneral-abidin-unalin-ifadesi,PcAmhLjF3kyxKT7MkoeUpA